Reklam Alanı x Site Geneli
Kule Reklam
Kule Reklam -1
Menu
Reklam Alanı x Site Geneli

Rüya Görmek Ruhu Dinlendirir

Rüya görmek ruhu dinlendirir!

Reklam Alanı
GİRİŞ: 30 Haziran 2025 - 22:35
Rüya Görmek Ruhu Dinlendirir
Fotoğraf : BSHA
Reklam Alanı x Haber Detay
Haber Detay x Reklam Alanı

Rüya görmek ruhu dinlendirir! Rüya herkes için farklı bir anlama gelirken uzmanlar uykunun bedeni, rüyanın ise ruhu dinlendirdiğini söyledi.


Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Uyku bedeni, rüya ise ruhu dinlendirir!”


Rüya görmenin bizim genetik algoritmamızın bir parçası olduğunu kaydeden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bir insanın rüya görmemesi mümkün değil. Herkes rüya görüyordur, hatırlamıyordur. Rüya görmek, insanın fizyolojik bir özelliğidir. Uyku bedeni, rüya ise ruhu dinlendirir. Asıl ruhsal dinlenme, rüya sırasında gerçekleşir.” dedi. Eğer kişinin bir ruhsal problemi yoksa, rüya yorumlarıyla uğraşıp vakit kaybetmesine gerek olmadığını dile getiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ancak psikiyatrik tedavi gören veya terapi sürecinde olan biri için rüyalar anlamlı olabilir” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bilinçaltı ve rüyalar konusunu değerlendirdi.


“İnsan, kendi varlığının farkında olan tek canlı”


Prof. Dr. Nevzat Tarhan, canlılar arasında, özellikle memeliler grubunda yer alan insanın, bilinç sahibi olan tek varlık olduğunu dile getirerek, “Diğer hiçbir canlıda bilinç bulunmaz. Diğer canlıların zaman kavramı, geçmiş ve gelecek bilinci, varoluş bilinci, anlam arayışı ya da ölüm bilinci yoktur. Bunlar yalnızca insana özgü özelliklerdir. İnsan, kendi varlığının farkında olan tek canlıdır. ‘Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum?’ gibi soruları sorabilmek bu bilincin göstergesi. Kişinin farkında olmadan yaptığı şeyler genellikle bilinçaltından kaynaklanır. Farkında olarak yapılan şeyler bilinçli; farkında olmadan yapılanlar ise bilinçsiz davranışlardır.” dedi.


“Bilinç, kuantum bir varlık olarak ele alınıyor”


Bu konuların yaklaşık 100 yıl önce Freud ve Jung gibi psikiyatristler tarafından da tartışıldığını, bilinç ve bilinçaltı arasındaki ilişkinin özellikle ruhsal hastalıklarla bağlantılı olarak ele alındığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “2000’li yıllardan itibaren nörobilimin gelişmesiyle birlikte bilince dair yeni tartışmalar ortaya çıkmıştır. Günümüzde bilinç, beynin üzerinde bir varlık olarak; hatta bazı görüşlere göre kuantum bir varlık olarak ele alınmaktadır. Bilinç günümüzde hâlâ psikiyatrinin en temel tartışma konularından biridir. Bilinç, belki de psikiyatrinin kuantumudur. Bilinçaltı, bir insanı analiz etmeye çalıştığımızda karşımıza çıkan, kişinin bazen kendisinden bile beklemediği davranışların kaynağıdır. Bazı insanlar, hiç düşünmeden otomatik tepkiler verebilir ya da refleksif davranışlar sergileyebilir. Üstünlük kompleksi ya da aşağılık kompleksi gibi durumlar bilinçaltı mekanizmalarla ilişkilendirilmiştir. Bu durumları açıklamak için psikolojide çeşitli savunma mekanizmaları geliştirilmiştir.” diye konuştu.


“Örtük bellek, farkında olmadan otomatik şekilde kullandığımız bilgileri barındırıyor”


Günümüzde nörobilimin bu konuyu getirdiği noktada, “bilinçaltı” yerine artık “implisit memory”, yani örtük bellek kavramının kullanıldığını anlatan Tarhan, “Bilincin karşılığı ise ‘eksplicit memory’ yani açık bellek olarak tanımlanır. Açık bellek, farkında olduğumuz ve bilinçli şekilde hatırladığımız bilgileri içerirken; örtük bellek, farkında olmadan otomatik şekilde kullandığımız bilgileri barındırır. Bilinçaltı, kişinin düşünmeden gerçekleştirdiği otomatik davranışlardır. Bu, beyinde kısa yollar aracılığıyla oluşur. Yani sadece felsefi ya da soyut bir konu değildir; nörobiyolojik karşılığı vardır. Kişinin örtük bellek (bilinçaltı) ve açık bellek (bilinç) mekanizmalarını ne kadar iyi yönetebildiği, hayatını ne ölçüde kontrol edebileceğini belirler.” ifadesinde bulundu.


“Bir kişi, karşısındaki birine aniden yoğun bir tepki verebilir”


Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bilinçaltı ve bilinçdışı kavramların kimi zaman karıştırılsa da farklı şeyleri ifade ettiğini söyleyerek, şöyle devam etti:


“Bir kişi, karşısındaki birine aniden yoğun bir tepki verebilir. Bu durumu analiz ettiğinizde görürsünüz ki, tepki gösterdiği kişi aslında geçmişte ona zarar veren bir kişiye fiziksel ya da davranışsal olarak benzemektedir. Kişi bunun farkında değildir ama bilinçaltı bu benzerliği çağrıştırır ve otomatik bir tepki oluşturur. Yani karşısındaki kişi aslında bir yanlış yapmamış olsa bile, kişi geçmişte yaşadığı olumsuz deneyimin etkisiyle tepki verir. Bu, bilinçaltının devreye girmesiyle olur. Bu tür bilinçaltı tepkilerin rüyalarla da yakın ilişkisi vardır. Bu nedenle Freud, ‘rüyalar bilinçaltına giden kral yoludur’ demiştir. Ona göre rüyalar, bilinçaltına ulaşmanın en kolay ve doğrudan yoludur. Jung ise, bilinç ile bilinçaltı arasında köprüler olduğunu söylemiştir. Yani her iki yaklaşım da rüyaların ve bilinçaltının birbiriyle sıkı bir ilişki içinde olduğunu kabul eder.”


Gündüz rüyası kaygılı kişilerde görülüyor


Hipnozun da rüyanın da uykunun da farklı bir bilinç durumu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Üç tür gerçeklik var. Fiziksel gerçeklik; şu anda içinde yaşadığımız, somut gerçekliktir. Hayal gerçekliği; hayal kurarken yaşadığımız gerçekliktir. Kişi hayal kurar, sonra hayalin bittiğini fark edip tekrar fiziksel gerçekliğe döner. Beyin burada hemen bir ‘gerçeklik testi’ yapar ve bugüne, şimdiye odaklanır. Rüya gerçekliği; rüya sırasında kişi başka bir gerçeklikteymiş gibi yaşar. Uyanınca kısa bir ‘alacakaranlık dönemi’ yaşanır ve ardından rüyanın rüya olduğu anlaşılır. Mesela, dizi rüyalar ya da lüsid rüyalar dediğimiz rüya türlerinde bilinç ile bilinçaltı arasında kısa geçişler olur. Yapılan anketlere göre, her 100 kişiden yaklaşık 40’ı lüsid rüya gördüğünü söylüyor. Yani lüsid rüyalar nadir bir durum değildir.” dedi.


Gündüz uyanık olan bir kişi, dışarıdan hayal kuruyor gibi görünse de aslında ‘gündüz rüyası’ yaşıyor olabileceğini de ifade eden Tarhan, “Bu, Maladaptif Daydreaming olarak bilinen bir durumdur. Özellikle kaygılı kişilerde sık görülür. Kişi gündüz düşleriyle gerçeklik arasında gidip gelir ve bu durum davranışlarını da etkileyebilir.” şeklinde konuştu.


Rüyalar uzay ve zaman kavramlarının dışında işliyor


Bilincin kuantumu” ya da “ruh sağlığının kuantumu” denilen alanın rüya dünyası olduğunu ve rüyaların da uzay ve zaman kavramlarının dışında işlediğini anlatan Tarhan, “Jung bu konuda şöyle der, ‘İnsanın ruhunun uzay ve zamanın dışında bir parçası olması gerekir.’ Burada Jung’un ‘ruh’ tanımı, dini literatürdeki ruh kavramına oldukça benzer. İnsan, başka bir enerji bandından gelmiş, bu dünyada fiziksel gerçeklikte yaşıyor ve ölümden sonra başka bir enerji düzlemine geçiyor olabilir. Yani insanın varlığı sadece bu dünyayla sınırlı değildir. Biz bu geniş denklemin sadece simülatif bir bölümündeyiz. Rüyalar ise bu denklemle bağlantı kurduğumuz alanlardır.” diye konuştu.


‘Evren bir simülasyon olabilir mi?’


Kuantum fiziğiyle uğraşan bilim insanlarının çalışmalarına işaret eden Tarhan, şunları anlattı:


“Gözlemlediğimiz şey var olur, gözlemlemediğimiz şey yok gibi davranır. Hatta bu noktada şöyle bir tartışma da vardır: Kara deliklerin ötesinde bu evreni gözlemleyen, üstün bir bilgisayar teknolojisi kullanan başka varlıklar olabilir mi? Bu fikir, bazı bilimsel çevrelerde ‘evren bir simülasyon olabilir mi?’ sorusunu gündeme getirmiştir. Bu düşünceler kutsal metinlerde de yankı bulur. Kur’an-ı Kerim’e bakıldığında, bazı yorumlara göre “Biz sanki Tanrı’nın zihninde yaşıyormuşuz” gibi bir bakış açısı ortaya çıkmaktadır. Bu görüşler nedeniyle tarih boyunca birçok düşünür eleştirilmiş, hatta bazıları deli ilan edilmiş ya da yargılanmıştır. Oysa bugün kuantum fiziği bu soruların bilimsel zeminlerde tekrar tartışılmasına olanak tanımaktadır. Çünkü kuantum, belirsizlikleri tanımlamaya çalışan bir bilim dalıdır.”


Uyku sırasında beynin nasıl davranıyor?


Bazı bilim insanlarının ‘Acaba rüya, insanın kuantum evrenle bağlantı kurduğu bir alan mı?’ sorusunu da sorduğunu ifade eden Tarhan “Bu durum rüyayı sadece bilinçaltıyla değil, aynı zamanda kuantum fizik, psikiyatri, felsefe ve spiritüalite gibi farklı disiplinlerin ortak tartışma alanına taşımaktadır. Bu yüzden bugün dünyada birçok yerde rüya laboratuvarları kurulmakta, rüya üzerine bilimsel araştırmalar yapılmaktadır. Uyku sırasında beynin nasıl davrandığı, özellikle de rüya dönemlerinde nasıl çalıştığı incelenmektedir.” dedi.


Bastırılmış travmalar çözümlenmeli


Terapi süreçlerinde zaman zaman bilinçli zihinle bilinçaltına ulaşmaya çalışıldığını kaydeden Tarhan, ancak bazı zor vakalarda, özellikle bastırılmış travmaların çözümlenmesi gerektiğinde, bilinçli yöntemlerin yetersiz kalabildiğini, bu gibi durumlarda, kişiyi uyku ve uyanıklık arasındaki bir bilinç düzeyine getiren, anestezi benzeri ilaçların kullanıldığı bir yöntem olan narkoanalizin devreye girebildiğini ve çözülmemiş bir travmanın çözülebildiğini anlattı.


Travma çözüldüğünde rahatlama yaşanıyor


Bilinçaltının, beyinde kapsüllenmiş bir travmatik ağ gibi davranabildiğini, bu ağlara ulaşmanın, adeta bir apsenin boşaltılması gibi olduğunu belirten Tarhan, “Travma çözüldüğünde kişi hem zihinsel hem de fiziksel olarak rahatlama yaşar. Bugün bu tür durumlar için nadiren narkoanaliz kullanılıyor. Bunun yerine daha yaygın ve güvenli bir teknik olan EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) yöntemi tercih ediliyor. Bu teknikte sağ ve sol beyin lobları ses ya da göz hareketleriyle eş zamanlı uyarılır. Bu sayede kişi, bastırdığı travmatik anıların farkına varır ve onları yeniden işleyebilir. Tüm bu yöntemlerde ortak nokta, kişide farklı bir bilinç durumu oluşturmaktır.” şeklinde konuştu.


“Asıl ruhsal dinlenme, rüya sırasında gerçekleşir”


Rüya görmenin bizim genetik algoritmamızın bir parçası olduğunu kaydeden Tarhan, “Bir insanın rüya görmemesi mümkün değil. Herkes rüya görüyordur, hatırlamıyordur. Öyle ki, doğuştan görme engelli olan bebekler bile rüyada gülümseyebilir. Henüz görme duyusu gelişmemiş, hayatı tanımamış bu bebeklerin uykuda tebessüm etmeleri, rüyanın yalnızca dış dünyadan alınan verilerle değil, beynin içsel mekanizmalarıyla ilgili bir süreç olduğunu gösterir. Bu durum, rüyanın beynimizin temel bir fonksiyonu olduğunu kanıtlar niteliktedir. Henüz soyut kavramları bile bilmeyen bir bebeğin, rüyada gülümsemesi ise beynin uzay-zamanın ötesinde çalışan bir alanına işaret eder. Rüya görmek, insanın fizyolojik bir özelliğidir. Uyku bedeni, rüya ise ruhu dinlendirir. Asıl ruhsal dinlenme, rüya sırasında gerçekleşir.” dedi.


“Rüya görmek, fizyolojik bir ihtiyaçtır”


Bilinçaltının, aslında örtülü belleğimiz olduğunu ve beynimizde fizyolojik karşılığının bulunduğunu dile getiren Tarhan, “Rüyalar da bu örtülü belleğin bir sonucudur. Rüya görmek, fizyolojik bir ihtiyaçtır. Rüyayı yok ederek bir kişide şizofreni benzeri belirtiler oluşturabilirsiniz. REM uykusu sırasında kişi her rüyaya daldığında uyandırılırsa, bu ciddi psikolojik bozulmalara yol açabilir.” ifadesinde bulundu.


Terapi sürecinde olan biri için rüyalar anlamlı olabilir


Eğer kişinin bir ruhsal problemi yoksa, rüya yorumlarıyla uğraşıp vakit kaybetmesine gerek olmadığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ancak psikiyatrik tedavi gören veya terapi sürecinde olan biri için rüyalar anlamlı olabilir. Örneğin, kişinin gerçek hayatta bir korku yaşamamasına rağmen rüyasında korkulu bir durumla karşılaşması, aslında bilinçaltında işleyen ve terapide kullanılabilecek faydalı bir motiftir. Rüyalar genellikle sembollerle doludur. Örneğin, rüyada aslan görmek güç ve cesareti; su görmek şefkati; köpek görmek ise güven veya arkadaşlık arayışını simgeleyebilir. Bu yorumlar rüya tabir kitaplarında yer alır. Ancak bu semboller her birey için aynı anlamı taşımaz. Önemli olan, rüyayı kişinin kendi psikolojik yapısına uygun şekilde yorumlamaktır.” diye anlattı.


Toplumumuzda rüyalardan etkilenme oranı çok yüksek 


Negatif düşünen insanların rüyalarla ilgili genellikle olumsuz senaryolar ürettiklerini, pozitif yapılı kişilerin ise rüyalarını daha olumlu yorumlama eğiliminde olduğunu kaydeden Tarhan, “Ancak bizim toplumumuzda rüyalardan etkilenme oranı oldukça yüksek, yapılan araştırmalara göre bu oran yüzde 85’e kadar çıkabiliyor. Bu da demek oluyor ki, birçok insan rüyalardan etkilenip yanlış kararlar alabiliyor, ilişkilerini bile bu yüzden zedeleyebiliyor.” dedi.


Rüyalar asla anlamsız değil…


Rüyaların asla anlamsız olmadığını ve sembollerle konuştuğunu ifade eden Tarhan, “Ancak bu sembollerin dilini bilmiyorsanız, rüyaları anlamanız mümkün olmaz. Üstelik bu semboller evrensel değildir; kişiye özeldir. Rüyalar kişisel deneyimlerden ve duygulardan beslenir. Evrensel bir dil kullanmazlar, bireyin iç dünyasına göre şekillenirler. Bu yüzden bir rüyayı anlamak istiyorsanız, sembolün o kişi için ne anlama geldiğini çözmeniz gerekir.” ifadesinde bulundu. Rüya yorumlarının, analiz aşamasında önemli bir araç olsa da tedavi sürecinde her zaman aynı başarıyı göstermediğini kaydeden Tarhan, “Bu nedenle psikanalizin günümüzdeki evrimi nöropsikanaliz olarak adlandırılır. Artık bilinçaltını tanımak geçmişe göre daha kolay. Gelişen teknikler sayesinde, birçok yöntemle bilinçaltına ulaşmak mümkün hale geldi.” diye konuştu.


İlham bazen uyanıkken bazen de rüyada ortaya çıkar


Haberci rüyalar kavramına dikkat çeken Tarhan, “Kişi rüyasında birini görüyor ve ertesi gün o kişi gerçekten karşısına çıkıyor. Toplumda bu tür rüyaları görenlerin oranı yüzde 50-60 civarındadır. Hemen herkesin hayatında bu şekilde sezgisel, anlamlı bir rüya deneyimi olmuştur. Asıl önemli olan ise bu rüyaların doğru şekilde yorumlanabilmesidir. Eğer kişi gördüğü rüyayı yorumlamazsa, bazen bu durum sorunlara yol açabilir. İnsan bir konuya aşırı odaklandığında, buna yaratıcı düşünce denir ve bu yoğun konsantrasyon sonucu aniden ilham gelir. Bu ilham bazen uyanıkken, bazen de rüyada ortaya çıkar. Dolayısıyla evrende henüz tam olarak anlayamadığımız bir anlam boyutu olabilir. Rüyalar da zaman zaman bu boyutla bağlantı kurmanın yollarından biri olarak değerlendirilebilir” dedi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Haber Kaynağı : BSHA

Bu haber toplamda 114 kez okunmuştur.
Haber Detay x Reklam Alanı
BENZER HABERLER
Haber Detay x Reklam Alanı

Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir

Haber Detay x Reklam Alanı
Haber Detay x Reklam Alanı
PUAN DURUMU
O AV P
1 Galatasaray Galatasaray 27 63 64
2 Fenerbahçe Fenerbahçe 28 62 63
3 Trabzonspor Trabzonspor 28 55 63
4 Beşiktaş Beşiktaş 28 49 52
5 Göztepe Göztepe 27 32 46
6 Başakşehir Başakşehir 28 44 44
7 Samsunspor Samsunspor 27 31 36
8 Kocaelispor Kocaelispor 28 23 34
Tamamını Göster
15 Gençlerbirliği Gençlerbirliği 28 28 25
16 Kayserispor Kayserispor 28 21 23
17 Eyüpspor Eyüpspor 28 19 22
18 Karagümrük Karagümrük 28 26 20
O AV P
1 Erzurumspor Erzurumspor 33 76 72
2 Amed Sportif Amed Sportif 33 74 70
3 Esenler Erokspor Esenler Erokspor 33 76 66
4 Arca Çorum FK Arca Çorum FK 33 53 62
5 Bodrum FK Bodrum FK 33 68 60
6 Pendikspor Pendikspor 34 53 57
7 Bandırmaspor Bandırmaspor 34 43 52
8 Keçiörengücü Keçiörengücü 33 66 50
Tamamını Göster
17 Serik Belediyespor Serik Belediyespor 33 38 35
18 Sakaryaspor Sakaryaspor 33 43 33
19 Hatayspor Hatayspor 34 27 10
20 A.Demirspor A.Demirspor 34 19 -54
O AV P
1 Arsenal Arsenal 31 61 70
2 M.City M.City 30 60 61
3 M. United M. United 31 56 55
4 Aston Villa Aston Villa 31 42 54
5 Liverpool Liverpool 31 50 49
6 Chelsea Chelsea 31 53 48
7 Brentford Brentford 31 46 46
8 Everton Everton 31 37 46
Tamamını Göster
17 Tottenham Tottenham 31 40 30
18 West Ham United West Ham United 31 36 29
19 Burnley Burnley 31 33 20
20 Wolves Wolves 31 24 17
O AV P
1 Bayern Munih Bayern Munih 28 100 73
2 B. Dortmund B. Dortmund 28 60 64
3 RB Leipzig RB Leipzig 28 55 53
4 VfB Stuttgart VfB Stuttgart 28 56 53
5 Hoffenheim Hoffenheim 28 55 50
6 Leverkusen Leverkusen 28 58 49
7 E. Frankfurt E. Frankfurt 28 52 39
8 Freiburg Freiburg 28 41 37
Tamamını Göster
15 FC Köln FC Köln 28 40 27
16 St. Pauli St. Pauli 28 25 25
17 Wolfsburg Wolfsburg 28 38 21
18 FC Heidenheim FC Heidenheim 28 29 16
O AV P
1 Barcelona Barcelona 30 80 76
2 Real Madrid Real Madrid 30 64 69
3 Villarreal Villarreal 30 54 58
4 Atletico Madrid Atletico Madrid 30 50 57
5 Real Betis Real Betis 30 44 45
6 Celta Vigo Celta Vigo 30 44 44
7 Real Sociedad Real Sociedad 30 46 41
8 Getafe Getafe 30 27 41
Tamamını Göster
17 Sevilla Sevilla 30 37 31
18 Elche Elche 30 38 29
19 Levante Levante 30 34 26
20 Real Oviedo Real Oviedo 30 21 24
O AV P
1 Inter Inter 31 71 72
2 SSC Napoli SSC Napoli 31 47 65
3 AC Milan AC Milan 31 47 63
4 Como Como 31 53 58
5 Juventus Juventus 31 54 57
6 Roma Roma 31 42 54
7 Atalanta Atalanta 31 44 53
8 Bologna Bologna 31 40 45
Tamamını Göster
17 Cremonese Cremonese 31 26 27
18 Lecce Lecce 31 21 27
19 Verona Verona 31 22 18
20 Pisa Pisa 31 23 18
O AV P
1 PSG PSG 27 61 63
2 Lens Lens 28 54 59
3 Lille Lille 28 45 50
4 Marsilya Marsilya 28 55 49
5 AS Monaco AS Monaco 28 49 49
6 Lyon Lyon 28 41 48
7 Rennes Rennes 28 47 47
8 Strasbourg Strasbourg 28 46 43
Tamamını Göster
15 Nice Nice 28 33 27
16 Auxerre Auxerre 28 23 23
17 Nantes Nantes 27 24 18
18 Metz Metz 28 25 15
O AV P
1 PSV Eindhoven PSV Eindhoven 29 82 71
2 Feyenoord Feyenoord 29 61 54
3 NEC Nijmegen NEC Nijmegen 29 71 53
4 FC Twente FC Twente 29 49 50
5 Ajax Ajax 29 54 48
6 Alkmaar Alkmaar 29 49 45
7 SC Heerenveen SC Heerenveen 29 53 44
8 S. Rotterdam S. Rotterdam 29 35 42
Tamamını Göster
15 Telstar Telstar 29 38 27
16 Excelsior Excelsior 29 29 27
17 NAC Breda NAC Breda 29 29 24
18 Heracles Heracles 29 34 19
Reklam Alanı x Site Geneli
Reklam Alanı x Site Geneli
Uluslararası evden eve nakliyat Uluslararası nakliyat Uluslararası taşımacılık Yurt dışına ev taşıma