Adıyaman’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü halaylarla kutlandı - Videolu Haber
ADIYAMAN (PERRE) - Şeriban ÖZÇAKMAK-Berfin GÜRBÜZ - Adıyaman'da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu'nun düzenlediği etkinlikle kutlandı.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, Adıyaman'da Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde düzenlenen etkinlikle kutlandı. Koşu Parkı'ndan başlayan kortej yürüyüşü, Nevruz Alanı'nda sona erdi. Nevruz Alanı'nda toplanan kalabalık adına basın açıklamasını Platform adına SES Adıyaman Şubesi Eş Başkanı İbrahim Halil Aydın yaptı. Türkiye'de yaşanan ekonomik ve sosyal sorunlara değinen Aydın, "Bu ülkede yalnızca ekonomik değil; adalet, hukuk ve demokrasi krizi de yaşanıyor. Bu krizlerin yükü emekçilerin omuzlarına yıkılıyor" dedi. Düzenlenen etkinlikte, basın açıklamasının ardından katılımcılar halay çekerek kutlamaları sürdürdü.

"Bu Kenti Yeniden Ayağa Kaldıracak Olan Yine Emekçilerdir"
Depremin etkilediği illere de dikkat çeken Aydın, "Adıyaman'da yıkılan sadece binalar değil; hayatlar, emekler ve umutlardır. Ancak bu kenti yeniden ayağa kaldıracak olan yine emekçilerdir" ifadelerini kullandı.

Aydın açıklamasının devamında, demokratik hak ve özgürlüklere yönelik baskılara da değinerek, düşünce ve ifade özgürlüğünden sendikal haklara kadar birçok alanda kısıtlamalar yaşandığını savundu.

Aydın açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi:
"Güneşi avuçlayanların türküsü bu,
Karanlığı yırtanların sözü bu,
Emeğiyle dünyayı kuranların
Yarınları yazan gücü bu..."
Merhaba!
İşçiler, Emekçiler, Kadınlar, Emekliler!
Bu ülkenin, hepimizin geleceği; sevgili gençler, çocuklar merhaba!
Üretenler, hayatı var edenler merhaba!
1 Mayıs Birlik, Mücadele Dayanışma Günümüz kutlu olsun!
Yaşasın 1 Mayıs
Biji Yek Gulan
Selam olsun!
Ekmeği için direnen madencilere selam olsun!
Greve çıkan işçilere selam olsun!
Daha yaşanılır bir doğa, çevresi, suyu için direnen çevrecilere selam olsun!
Hakları için sokakta olan gençlere selam olsun!
Okullarda geleceği büyüten eğitim emekçilerine selam olsun!
Hastanelerde yaşamı savunan sağlık emekçilerine selam olsun!
Kentlerimizi ayağa kaldırmaya çalışan mühendislere selam olsun!
Emeği görünmeyen tüm görünmez emekçilere selam olsun!
Hak, hukuk savunucusu avukatlara selam olsun!
Gerçeği halka ulaştıran basın emekçilerine selam olsun!
Fabrikalarda çalışan işçilere selam olsun!
Tarlada toprağı işleyen çiftçilere selam olsun!
Onurlu bir yaşam mücadelesi veren kadınlara selam olsun!
Barış ve demokrasi için mücadele edenlere selam olsun!
Selam olsun direnenlere, selam olsun değiştirenlere!
Dostlar, Yoldaşlar!
Bugün dünyanın ve ülkemizin dört bir yanında ellerindeki pankartlarla,
Dillerindeki marşlarla, türkülerle, sloganlarla alanlara akan yüzbinler, milyonlar kapitalist sistemin dayattığı zifiri karanlığı parçalıyor.
İşçisi, emekçisi, genci, yaşlısı ile dünyanın en büyük korosunu oluşturan milyonlar hep bir ağızdan haykırıyor:
"Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde"
Kapitalizmin merkez üssü ABD'den İngiltere'ye, Almanya'dan İtalya'ya kadar dünyanın her yerinde meydanları dolduran milyonlar bugün ayakta.
Çarklarını yoğun emek sömürüsü, işçi cinayetleri, savaş ve doğanın talanı, üzerinden döndüren emperyalist kapitalist barbarlığa isyan ediyor.
Bugün kadınlar emeklerinin ve haklarının gaspına karşı dünyanın dört bir yanında ayakta.
Bu vahşi barbarlığın uluslararası sermayenin çıkarları uğruna çıkardığı savaşların bedelini canıyla, malıyla, yoksullukla ödeyenlerin isyanı meydanlarda yankılanıyor.
Bugün ülkemizin dört bir yanında meydanlarda, alanlarda, mitinglerde omuz omuza veren yüz binlerin sesi dünyadaki kardeşlerinin sesine karışıyor.
Buradan emeğin kürsüsünden, dünyanın bu en büyük korosuna "Emek, Özgürlük ve Demokrasi" korosuna selam gönderiyoruz.
Selam olsun!
Sömürü, kölelik ve baskı düzenine boyun eğmeyenlere,
İşi için, ekmeği için, insanca bir yaşam için,
Bedeni, emeği ve kimliği için, çocuklarına onurlu bir gelecek bırakmak için
Mücadele edenlere, direnenlere selam olsun!
Nerede olursa olsun:
İşyerinde, üniversite kampüsünde,
Evde, grev nöbetinde,
Sokakta, meydanda,
Ya da demir parmaklıklar ardında,
Karakışı bahara, karamsarlığı umuda çevirmek için
Tırnak ile diş ile umut ile sevda ile düş ile direnenlere bin selam olsun!
Dostlar, Yoldaşlar!
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki;
İster mavi yakalı olalım ister beyaz yakalı. İster işçi olalım ister kamu emekçisi.
İster asgari ücretli olalım ister emekli.
Yaşımız, cinsiyetimiz, kimliğimiz ne olursa olsun.
Hiç fark etmiyor.
Hepimiz bu sömürü ve yağma düzeninin çarkları arasında her gün daha fazla eziliyoruz. Her geçen gün daha fazla yoksullaşıyor, sefalete itiliyoruz.
Bugün sadece bir ekonomik kriz yaşamıyoruz!
Bu ülkede bir düzen krizi var!
Ekmek krizi var!
Adalet krizi var!
Hukuk krizi var!
Demokrasi krizi var!
Savaşın gölgesinde büyüyen bir kriz var!
Ve bu krizlerin yükü, her zamanki gibi biz emekçilerin omuzlarına yıkılıyor!
Depremin yıktığı şehirlerde, özellikle Adıyaman'da biliyoruz ki; yıkılan sadece binalar değildi.
Hayatlar yıkıldı, emekler yıkıldı, umutlar yıkıldı...
Ama buradan bir kez daha söylüyoruz: Bu kenti de, bu ülkeyi de yeniden ayağa kaldıracak olan biz emekçileriz!
Her zaman söylüyoruz. Buradan bir kez daha altını çizelim.
Demokrasinin, adaletin, hukukun, eşitliğin olmadığı bir yerde emeğin, emekçilerin hakları da yok sayılır. Talepleri görülmez, duyulmaz olur.
İşte tam da bu yüzden ülkemizde düşünce ve ifade özgürlüğünden toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına, seçme ve seçilme hakkından sendikal hak ve özgürlüklere,
Haber alma hakkına kadar uzanan saldırılar esasında emeğine sahip çıkanlara yönelik sömürü zeminini güçlendirmek için yürütülüyor.
İktidar bu politikalarına rıza göstermeyen öğrencisinden gazetecisine, belediye başkanından sendikacısına kadar her kesime adeta savaş açıyor.
Hakkını, hukukunu arayan, adalet isteyen, herkesi hedef alan baskılarla tüm toplum nefessiz bırakılıyor. Halkın iradesi yok sayılıyor.
Halkın iradesiyle seçilen yerel yöneticiler siyasi kararlarla görevden alınıp yerlerine kayyumlar atanıyor. Laikliğe yönelik saldırılar eğitim başta olmak üzere, tüm kamusal alana yayılıyor.
Kadın cinayetleri artarken kadınları korumakla yükümlü mekanizmalar bilinçli olarak devre dışı bırakılıyor. Kadınlar korunmadıkları için, şikâyetleri dikkate alınmadığı için, uzaklaştırma kararları uygulanmadığı için öldürülüyor. Bu ülkede kadınlar yalnızca öldürülmüyor; ölümleri de görünmez kılınıyor. İntihar denilerek üstü örtülüyor. Örtü kaldırıldığında altından iktidar destekli çete, mafya batağı ve çürümüşlük çıkıyor.
Dostlar, Yoldaşlar!
Bizlere hak, hukuk, adalet, demokrasi vadedemeyen düzen; yıllarca bizi bölerek, parçalayarak, ayrımcılıkları körükleyerek ayakta kaldı.
Kürt sorununda demokrasiye, diyaloga, barışa dayalı çözüm yerine çatışmaya, ayrımcılığa ve şovenizme dayalı politikalar hayata geçirildi. Bir yılı aşkın süredir bu ülkede barış ve demokratik toplum çağrısı çerçevesinde yürütülen bir süreç var. Buna rağmen iktidar bırakalım adım atmayı siyasal operasyonları tüm muhalefet çevrelerini de kapsayacak şekilde artırmaya devam ediyor.
Dolayısıyla çözüm demokrasinin kırıntılarına dahi tahammül edemeyenlerde değil, emekçi halklarının örgütlü ortak yaşam iradesindedir.
Dostlar, Yoldaşlar!
Yıllardır bize emeğe, insana, kadına, çocuğa, demokrasiye, eşitliğe, barışa düşman bir köhne sistem dayatılıyor.
Elbette ki bu köhne düzen kendiliğinden değişmeyecek.
Bu düzeni biz değiştireceğiz!
Birleşeceğiz ve değiştireceğiz!
Mücadelemiz!
Demokrasi, Hukuk, Adalet, Eşitlik Mücadelesidir.
Mücadelemiz, halk iradesine saygı duyulduğu, düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin cezalandırılmadığı bir ülke içindir.
Hiç kimsenin dilinden, kimliğinden, cinsiyetinden dolayı hor görülmediği, farklılıklarımızın zenginlik sayıldığı bir ülkenin özgür yurttaşları olmak içindir.
Mücadelemiz!
İnsanca Bir Yaşam, Güvenceli Bir İş, Güvenli Gelecek Mücadelesidir.
Ücrette, vergide, toplumsal yaşamın tüm alanlarında adalet içindir.
Herkesin güvenceli, insanca çalıştığı bir işinin ve gelirinin olması içindir.
Mücadelemiz grevli toplu sözleşme hakkı mücadelesidir.
Mücadelemiz; haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen KHK'lilerin işine geri dönmesi içindir.
Mücadelemiz çocuklarımızın okulda, sokakta güven içinde olduğu bir ülke mücadelesidir.
Mücadelemiz!
Savaş Naralarının Değil, Barış Şarkılarının Yankılandığı Bir Dünya Ve Ülke Mücadelesidir.
Mücadelemiz; topraklarımızdaki NATO ve ABD üslerinin kapatılması,
Ülkemizin, emperyalizmin savaş aracı olan NATO'dan çıkması mücadelesidir.
Dostlar, Yoldaşlar!
Emeğin, Demokrasinin, Barışın, Özgürlüğün ve Eşitliğin ülkesini hep birlikte kuracağız.
Yeter ki; bizi bölmeyi, parçalamayı, hedef alan sistemin oyunlarını boşa çıkaralım.
Yeter ki; ekmeğimizi her geçen gün küçülten, haklarımızı, özgürlüklerimizi ortadan kaldıran, hepimize kaybettiren bozuk düzene karşı omuz omuza verelim.
Unutmayalım ki;
Emeğin birliği ve halkların kardeşliği için,
Bilimden yana, aydınlık bir gelecek için umut biziz.
Tıpkı dünya şairi Nazım Hikmet'in dediği gibi;
Eğer;
Hak haksızlıktan yüce,
Sevgi nefretten üstün,
Aydınlık karanlıktan güçlüyse,
Çaresi yok,
Biz kazanacağız! Biz kazanacağız! Biz kazanacağız!
Hepinizi Adıyaman Emek Ve Demokrasi Platformu adına tekrar sevgi ve dostlukla selamlıyorum. Hoşça kalın, umutla kalın, mücadele ile kalın..."

Kaynak : PERRE
Haber Kaynağı : PERRE
Bu haber toplamda 11 kez okunmuştur.Yorum Ekle
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir































































































