Eğitimci Ercan Coşkun’dan Eğitim Sistemine Eleştiri: “Okullarda Bir Yanlış Var”
ADIYAMAN (PERRE) - Sibel TURAN-Adıyaman Cemevleri ve Ziyaretler Vakfı Başkanı ve Eğitimci Ercan Coşkun, son dönemde okullarda yaşanan sorunlara ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme kaleme aldı.
Coşkun yazısında, eğitim sistemini bilişsel, duyusal ve devinimsel olmak üzere üç ana başlıkta ele aldı. Bilişsel alanda öğrencilerin aşırı ders yükü ve ezbere dayalı eğitimle karşı karşıya kaldığını vurgulayan Coşkun, bu durumun özellikle gelişim çağındaki çocuklar için pedagojik açıdan doğru olmadığını belirtti.
Duyusal gelişim açısından ise ders sayısının yetersizliği ve değerler eğitiminin sınırlı kaldığını ifade eden Coşkun, mevcut sistemin insani, kültürel ve inançsal değerleri yeterince kapsayamadığını kaydetti. Bu eksikliğin çocukların aidiyet duygusunu zayıflattığını savundu.
Coşkun, yazısında şunları söyledi:
Okullarda Neler Oluyor, Eğitimde Bir Eksiklik Mi Var?
"hepimizin yekten hem fikir olduğu bir mevzu var. O da eğitimde bir problemimizin olduğu gerçeğidir. Toplumun bütün katmanları ve kesimleri hali hazır eğitim gerçeğinin bilişsel, duyusal ve devin imsel anlamda çocuklarımıza yeterli olmadığını düşünmektedir.
Bu gerçeği biraz irdelediğimizde bilişsel alan için okullarda çok fazla ders sayısının olduğunu görüyoruz. Çocuklar okul ve okul türevi eğitim kurumlarında çok fazla teorik ve ezbere dayalı eğitim süreçlerine maruz kalmaktadır. Çocuklar gündelik yaşamda, vakitlerinin çok fazla bir bölümünü bu uygulamanın işgali ile geçirmektedir. Çocukların gelişim çağlarında, (0-18 yaş kesitinde) böylesi bir uygulamaya maruz kalmaları pedolojik olarak doğru değil.
Söz konusu gerçeği okullarda duyusal alan için verilen eğitimi incelediğimizde ders sayısının az, tematik yaklaşımların ve kazanımların sınırlı kaldığını görüyoruz. Bu durum toplumun bütün katmanlarını ve kesimlerini örseleyen ideal toplum değerlerini geliştirecek perspektifin uzağındadır. Dolayısıyla eğitimimiz, insani, inançsal ve kültürel değeri kapsayamamaktadır ve bütünleştirememektedir. Çocuklarımız gelişim çağlarında bütün aidetlerin uzağında, bambaşka, yabancı bir karakter sahibi olmaktadırlar.
Evet ifade ettiğimiz bu gerçeği bir de devin imsel açıdan değerlendirelim. Çocukların devin imsel gelişimi sınırlı ve yoksun kalmaktadır. Ders sayısı tek ve sınırlı kalmış durumda. Çocuklarımızın motor becerilerinin, kas koordinasyonlarını, kas gelişimlerini destekleyecek ders ve temalar hiç bulunmamaktadır. Çocuklar yaşamsal becerilerden yalıtılmış ve yoksun bırakılmış bir karakter sahibi olmakta.
Okullarda Bir Yanlış Var, Eğitimde Kesin Bir Problem Var.
Eğitimin öznesine, temel bileşenlerine birazcık bakalım. Ama büyük bir akademik hassasiyet ile bakalım. Eğitimin temel özneleri olan "Öğrenci, Öğretmen, Veli'ye" baktığımızda bir memnuniyetsizlik görüyoruz. Bu memnuniyetsizliğin temelinde eğitimsel ihtiyaçların doğru tespit edilmeyişi, doğru belirlenememiş amaç/hedefler, doğru düzenlenmemiş eğitim süreçleri, doğru geliştirilmemiş ölçme ve değerlendirme süreçleri yatmaktadır. Öğrencilerimizin temel eğitimin ilk kademelerinde kalıtsal değerlerin önemsenmediğini ve değerlendirilmediğini görüyoruz. Ülkenin ve çağın gerekliliklerin doğurduğu ihtiyaçları yeterince önemsenmediğini görüyoruz. Öğrencinin, ülkenin ve çağın ihtiyaçlarının doğru tanımlanmamış ve doğru hedef/amaçlara dönüştürülmemiş. Okullarımızın alt ve üst yapıları öğrencilerimizin gelişimini sağlayacak bütünsel donatılardan uzak kalmış durumda. Eğitim programımızın kullandığı ölçme ve değerlendirme araçları, öğrencilerimizin yetkinliklerini, becerilerini, ölçebilenin uzağında kalmış durumda.Nesnesi olarak tanımlayabileceğimiz büyük aileler, site, mahalle-köy ise eğitiminden hizmet alan kurum ve kuruluşlar hepsi söz birliği yapmışçasına " eskiden eğitim daha iyiydi" diyorlar.Evet eğitim olgumuza nereden bakarsak bakalım toplumun bütün kesimleri ve katmanları hem fikir olduğu bir olgu var. O da bir eğitim problemimiz olduğu gerçeğidir.
Eğitimde Var Olan Bu Problemi Nasıl Çözebiliriz?
Bu adımda öncelikle şunu önem ile belirteyim içinde bulunduğumuz süreçte yaşadığımız elim hadiseler tezahür eden sadece çok acı vakalardır. Fotoğrafın büyüğü daha acı gerçekliktedir. Büyük umutlar, büyük emekler, büyük özveriler ile yetiştirilmeye çalışılan evlatların uğradığı hazin aile durumları fotoğrafın büyüğüdür. Kurumların beklediği gerekli insan kaynağı niteliğine sahip personelin yetişmeyişi fotoğrafın büyüğüdür. Toplumun inanç ve kültüründen uzak ve yabancı nesillerin yetişmesi fotoğrafın büyüğüdür. Gelişmiş dünya toplumlarının refahının gerisinde kalınması fotoğrafın büyüğüdür. Bunlar ülke toplumunun tamamında eğitimin ekmekten, sudan daha önemli olduğunu, daha gerekli olduğunu, daha zaruri olduğunu, daha elzem olduğunu, daha farz olduğunu, bilinmiş olması gerekmektedir. Peki bu erdeme ulaşmış olmamız yeterli mi? Hayır bu da yeterli değil? Bir de "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum." sözünün derinliğine, ulviliğine ermiş olmamız gerekmektedir.
Eğitimin Problemini Bilimsel Manada Ne ile Çözebiliriz?
Eğitimin problemini "Bilgi, Niyet, İhtiyaç, Çağın Gerekliği "bileşenlerin oluşturduğu denklem ile çözülür.
Bilgi, eğitim probleminin çözümünde gerekli olan en temel bileşendir. En temel bileşenin de bileşenlerine ulaşarak bilgi edinilir. Bilginin bileşenleri ise öğretmenler, rehberlik ve pisko. danışmanlık servisleri, eğitim yöneticileri, ölçme ve değerlendirme birimleri, eğitim denetçileri, program geliştirme uzmanları, öğretim üyeleri, eğitim sendikaları, eğitim sivil toplum kurumlarıdır. Eğitimin bu bileşenlerinden veri, kanı, değerlendirme edinilerek bilgiye ulaşılır.
Niyet çok çok önemlidir. En önemlisidir. En kıymetlisidir. En zaruri olandır. En olmazsa olmazıdır. Niyet bu kadar mühim ve gereklidir. Evvela niyetiniz halis olmalıdır. Toplumun DNA'sına, özüne, sosyal - inançsal kodlarını yaşatacak ve geliştirecek pozitif değer katacak yapıda olmalıdır.
Toplumun bütün katmalarının ve kesimlerini ihtiyaçlarının doğru tespiti yapılmalıdır. Tespiti yapılan bu ihtiyaçlar çağında gereklilikleri birleştirilip makul taleplere dönüştürülmeli. Ulaşılan talepler, amaçlara dönüştürülmeli. Bu amaçlar devletin eğitimde edinmesi gereken temel eğitim hedefleri haline gelmeli.
yeni eğitim modelinin, eğitim süreçleri, çocuklarımızın temel gelişim alanlarının bütünsel olarak sağlayacak yapıda olmalıdır. Okullarımızın alt ve üst yapı donanımları yeni eğitim süreçleri uygun hale getirilmeli. Eğitim programların başat değerleri olan öğretmenler, yöneticiler, denetçiler yeni eğitim modeli için mesleki seminer ile hazır hale getirilmeli.
Bütün çalışmalar ile beraber geliştirilen eğitim programı toplumun bilgisi dahilinde olmalıdır. Ülke sosyolojisinin bütün katmanları ve kesimleri geliştirilen eğitim programının, ülkenin olgusal eğitim sorunu yekten, yekpare şekilde çözüleceği kanısına ve inancına ulaşmış olması gerekmektedir.
Eğitimin Bu Denklemi Pratik Yaşama Nasıl Koşulur?
Bundan sonrası rahat olacaktır. Çünkü denklemi, dönenceyi, hipotenüsü doğru kurduk. Yani bilgi, ihtiyaç, halis niyet, çağın gereklilikleri doğru temelde hareket etmemiz devletin eğitim hedeflerini oluşturdu. Bundan böyle doğru temelde eğitimin bileşenleri öğretmen, rehberlik ve Psikolojik. Danışmanlık servisleri, eğitim yöneticileri, ölçme ve değerlendirme servisleri, eğitim denetçileri, program geliştirme uzmanları, öğretim üyeleri, eğitim sendikaları, eğitimin sivil toplum kurumları ile hareket edilecek ve devletim eğitim hedeflerine ulaşılacak.
Eğitim Programımız Uygulama Sonucunda Beklediğimiz Sonucu Verecek mi?
kendi olgusal yapısı gereği hedefler erişme düzeyi her zaman için yüzde yüz olmamaktadır. Bu durum pedagojik bir gerçekliktir. Ulaşılan hedeflerin niteliksel ve niceliksek eksiklerinin, eğitim süreçleri ve tarihsel zaman kaynaklı eksiklerinin tespiti yapılır ve giderilir. Bu sistem bireysel ve toplumsal manada katma değer artırmak adına süreç içinde sürekli geliştirilir. Bütün bu anlatılarımı akademik bir bakış açısı ile ifade etmeye çalıştım. Ancak esas olan ise zannımca gelin tanışık olalım, işi kolay kılalım, evlatlarımıza ve yaşamımıza sahip çıkalım. Sevelim sevilelim. Bu dünya kimseye kalmaz.
Ülkemizin yaşadığı elim vakalardan derin üzüntü duyuyoruz. Yitirdiğimiz öğretmen ve öğrencilerin devri daim olsun, Allah rahmet etlesin, ışıklar içinde yatsınlar, ailelere sabır diliyoruz.
Kaynak : PERRE
Haber Kaynağı : PERRE
Bu haber toplamda 12 kez okunmuştur.Yorum Ekle
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir































































































