Reklam Alanı x Site Geneli
Kule Reklam
Kule Reklam -1
Menu
Reklam Alanı x Site Geneli

İlaç Harcamaları Nasıl Düşer?

İlaç harcamaları nasıl düşer?

Reklam Alanı
GİRİŞ: 19 Temmuz 2025 - 18:50
İlaç Harcamaları Nasıl Düşer?
Fotoğraf : BSHA
Reklam Alanı x Haber Detay
Haber Detay x Reklam Alanı

İlaç harcamaları nasıl düşer? Türkiye’nin ilaç harcamaları her geçen gün artarken, Prof.Dr. Muhsin Konuk, genetik çalışmalar ile ilaç harcamaları arasındaki ilişkiyi anlattı.


Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, kişiye özel tedavi ve farmakogenetik biliminin önemine dikkat çekerek, tıbbın geleceği olarak kabul edilen kişiye özel tedavi ve farmakogenetik alanında önemli değerlendirmelerde bulundu. “Aynı ilacı, aynı hastalık için üç farklı genetik yapıdaki insana verdiğinizde tamamen farklı sonuçlar alırsınız.” diyen Konuk, “Hastaların genetik profillerine bakılarak tedavi yapıldığında başarı oranı yüzde 99,5’e ulaşıyor” diye konuştu.  Türkiye’nin ilk uygulamalı farmakogenetik laboratuvarının Üsküdar Üniversitesi’nde kurulduğunu ve aktif biçimde analizlere başlandığını anlatan Prof. Dr. Konuk, “Bugüne kadar bu alanda birçok bilimsel çalışma yürütüldü. Yaklaşık 15 yüksek lisans öğrencisi tez çalışmalarını tamamladı. Özellikle nöropsikiyatrik hastalıklar (bipolar bozukluk, otizm, şizofreni, Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar) üzerine odaklanan bu çalışmalarda, ilgili genlerle hastalıklar arasındaki bağlantılar ve mutasyonların etkileri araştırıldı” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Konuk; 2 ml kandan elde edilen bireylerin ilaçlara olan genetik yatkınlık profiliyle devletin ilaç harcamalarının yaklaşık yüzde 80’inin önlenebileceğini vurguladı.  Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji Yüksek Lisans Programı Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, tıbbın geleceği olarak kabul edilen kişiye özel tedavi ve farmakogenetik alanında önemli değerlendirmelerde bulundu.


Aldığımız ilaçların neredeyse tamamı vücudumuza girdiği gibi doğrudan kullanılmıyor


Farmakogenetiğin, kişilerin genetik yapılarının dışarıdan aldıkları ilaçlara nasıl tepki verdiğini inceleyen bir bilim dalı olduğunu belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk, “İnsan vücudunda yaklaşık 22 bin tane gen olduğu söyleniyor. Ancak bunun yüzde 25’inin gerçekte hangi özelliklerimizle ilişkili olduğunu net olarak bilmiyoruz. Aldığımız ilaçlar vücudumuza girdiği gibi doğrudan kullanılmıyor. Özellikle karaciğerimizdeki Sitokrom P450 adlı gen ailesinin ürettiği proteinler, bu ilaçları vücudumuzun kullanabileceği aktif moleküllere dönüştürüyor. Bu proteinlerin çalışma hızı da kişiden kişiye değişiyor.” dedi.


Genetik profillere bakılarak tedavi yapıldığında başarı oranı yüzde 99,5’e ulaşıyor


“Aynı ilacı, aynı hastalık için üç farklı genetik yapıdaki insana verdiğinizde tamamen farklı sonuçlar alırsınız.” diyen Prof. Dr. Konuk, süreci şöyle özetledi: “Eğer bir kişinin enzimleri ilacı çok hızlı metabolize ediyorsa, ne kadar doz verirseniz verin ilaç etkisiz kalır. Eğer normal düzeyde metabolize ediyorsa, düşük doz bile ciddi bir yanıt oluşturur. Eğer yavaş metabolize ediyorsa veya hiç edemiyorsa, ilacın hiçbir etkisi olmaz. İşte bu yüzden hastaların genetik profillerine bakılarak tedavi yapıldığında başarı oranı yüzde 99,5’e ulaşıyor.”


Sağlık harcamaları azalabilir


Bütün hastalara aynı hastalıkta aynı tip ilaç verildiğini dile getiren Prof. Dr. Konuk, şöyle devam etti: “Bugünkü istatistik veriler her hastaya aynı ilaçla yapılan tedavi şeklinin başarı oranının yüzde 20 olduğunu söylüyor. Dolayısıyla kaynaklarımızı yüzde 80’i heba oluyor. Çok ciddi anlamda bir masraf oluyor. Aslında burada devlete önemli bir görev düşüyor. Bu bağlamda, nasıl ki hastaneden taburcu edilmeden önce bebeklerden topuktan üç damla kan alınıyor ve bu örnekle üç farklı genetik hastalık taranıyorsa; aynı sistemin bir adım daha geliştirilmesi mümkün. Bu testlere dördüncü bir tarama eklense ve o tek damla kandan bireylerin ilaçlara olan genetik yatkınlık profili de belirlenebilse, devletin ilaç harcamalarının yaklaşık yüzde 80’i önlenebilir. Çünkü ilaçların birey üzerindeki etkileri, genetik farklılıklara göre büyük ölçüde değişiklik göstermektedir. Bu alanda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, tedavi başarısındaki yüzde 20 ile yüzde 100 arasındaki farkın en temel sebebi, ilacın kişiye uygun olup olmamasıdır. Bazı Batı ülkeleri, özellikle de Hollanda, bu tür farmakogenetik taramaları sağlık sistemlerine entegre etmeye başlamış durumdadır. Türkiye’nin de bu uygulamayı hayata geçirmesi hem hasta sağlığı hem de ekonomik verimlilik açısından büyük bir kazanım olacaktır.”


Kişiye özel tedavide genetik testlerin rolü arttı


Prof. Dr. Muhsin Konuk, son yıllarda kişiye özel (bireyselleştirilmiş) tedavi yaklaşımlarında genetik testlerin rolünün giderek arttığına işaret ederek, “Bu testlerin doğruluk ve güvenilirlik oranı, neredeyse yüzde 100’e yakındır. Özellikle gen ekspresyonu (genin nasıl çalıştığı) ve bu ekspresyonu etkileyen epigenetik faktörler üzerine yapılan çalışmalar sayesinde, genlerin sadece varlığı değil ne zaman ve ne şekilde çalıştığı gibi çok daha karmaşık mekanizmalar anlaşılmaya başlandı. Artık hangi hastalık grubunda hangi genlere ve hangi tür mutasyonlara bakılması gerektiği konusunda önemli bilgiler elde etmiş durumdayız. Buradaki en kritik nokta, sadece bu bilgileri öğrenmek değil; bu bilgileri klinik uygulamaya aktararak hastalıkların tedavisini bu doğrultuda şekillendirmektir.” diye konuştu.


Hem etik hem de tıbbi açıdan bir engel yok


Farmakogenetik analizlerin, tamamen hastanın onamına dayalı olarak gerçekleştirildiği için bu alanda herhangi bir etik sorunun söz konusu olmadığını da kaydeden Prof. Dr. Konuk, “Testin uygulanması, yalnızca hastanın rızasıyla mümkün olmaktadır. Ayrıca bu analiz sonucunda hastanın tedaviden yüzde 100’e yakın fayda sağlayabileceği, yani klasik yaklaşımda olduğu gibi 5’te 1 oranında değil, doğrudan 5’te 5 oranında etkili bir tedavi planı oluşturulabildiği görülmektedir. Dolayısıyla hem etik hem de tıbbi açıdan bu uygulamaların önünde bir engel yoktur. Ancak eğer bu analizler bir devlet politikası hâline getirilebilir ve ülkemizde tüm bireylerin farmakogenetik profilleri belirlenebilirse, sağlık harcamalarında ciddi bir tasarruf sağlanabilir. Hatta bu tasarruf, bazı alanlarda harcamaların beşte birine kadar düşmesine olanak tanıyabilir.” şeklinde konuştu.


Tıp eğitiminde zihniyet değişimi gerekli


Mevcut tıp eğitim sisteminde bu konuya gereken önemin verilmediğine de dikkat çeken Prof. Dr. Konuk, “Her ne kadar ‘modern tıp’ ifadesini kullanıyor olsak da tıp eğitimi veren bazı akademisyenlerin bu alana hâlâ yeterince açık olmadığını görüyoruz. Oysa farmakogenetik, klasik tıbbın ötesine geçen translasyonel bir bilimdir ve bu yaklaşımın yeni hekim adaylarına mutlaka öğretilmesi gerekmektedir.” ifadesinde bulundu.


Türkiye’nin ilk uygulamalı farmakogenetik laboratuvarı Üsküdar Üniversitesi’nde


Türkiye’nin ilk uygulamalı farmakogenetik laboratuvarının Üsküdar Üniversitesi’nde kurulduğunu ve aktif biçimde analizlere başlandığını anlatan Prof. Dr. Konuk, “Bugüne kadar bu alanda birçok bilimsel çalışma yürütüldü. Örneğin, geçtiğimiz yıl sadece benim danışmanlığımda yaklaşık 15 yüksek lisans öğrencisi tez çalışmalarını tamamladı. Özellikle nöropsikiyatrik hastalıklar (bipolar bozukluk, otizm, şizofreni, Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar) üzerine odaklanan bu çalışmalarda, ilgili genlerle hastalıklar arasındaki bağlantılar ve mutasyonların etkileri araştırılmıştır. Ancak hâlâ bu alanda kurum içi dirençler yaşanmakta, bazı akademik çevrelerde gerekli farkındalık oluşmamış durumda. Bu nedenle, bu konunun her ortamda konuşulması, anlatılması ve yaygınlaştırılması gerektiğine inanıyorum.” diye konuştu.


SMA ilacının Ar-Ge sürecini tamamladık


Şu anda nadir hastalıklarla ilgili ülkemizde ve dünyada ciddi sorunlar yaşandığını, ilaç firmalarının önceliği genellikle kâr elde etmek olduğundan, nadir hastalıklar için ilaç geliştirmeye sıcak bakmadıklarını kaydeden Prof. Dr. Konuk, “Örneğin SMA hastalığının bir doz ilacı şu anda 2,5 milyon dolar civarında. Biz üniversite olarak bu ilacın Ar-Ge sürecini tamamladık. Ürün geliştirme ve üretim aşamasına geçiyoruz. Bu süreç tamamlandığında maliyetin bugünkü fiyatın 15’te 1’ine düşeceğini öngörmekteyiz. Bu durum hem bakanlığa hem de hastalara ciddi avantaj sağlayacak. Bizim temel amacımız hastaların daha hızlı, daha etkili ve daha ekonomik şekilde tedavi edilmesi.” dedi.


Devlet, yıllık sağlık harcamalarında israf edilen para kadar bir bütçeyi bu alana ayırsa…


Sadece bilim insanlarının değil, devlet yöneticilerinin de bu konuya sahip çıkmasının gerekliliğine vurgu yapan Prof. Dr. Konuk, “Bu iş, zannedildiği kadar masraflı değil. Bir insanın 3,5 milyar nükleotid dizisinin analiz edilmesi bugün sadece 1000 dolara yapılabiliyor. Bu maliyetin yakın gelecekte 300 hatta 200 dolara kadar düşmesi bekleniyor. Devlet, yıllık sağlık harcamalarında israf edilen para kadar bir bütçeyi bu alana ayırsa, çok büyük kazanım sağlanır. Çünkü en ucuz tedavi, hasta olmadan önlem alınan koruyucu hekimliktir. Batı ülkelerinde olduğu gibi biz de bu yaklaşımı benimsersek, hastanelerin yükü azalır ve sağlık sistemi daha verimli işler.” ifadesinde bulundu.


Yapay zekânın tedavi süreçlerini dönüştürme potansiyeli çok büyük


“Yapay zekânın tedavi süreçlerini dönüştürme potansiyeli çok büyük.” diyen Prof. Dr. Konuk, “Üsküdar Üniversitesi’nde kurduğumuz in silico laboratuvarı kullanıma açtık. Bu laboratuvarda yapay zekâ destekli ilaç keşifleri yapılacak. Tedavisi yok denilen birçok hastalığın çözümünün doğada zaten var olduğunu ve yapay zekâ sayesinde bu gizli hazinelerin keşfedileceğini düşünüyorum. Özellikle Biyomühendislik ve Kimya Mühendisliği bölümleriyle birlikte Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı hocalarımızla iş birliği yaparak yeni ilaç adayları ortaya çıkaracağımıza inanıyorum.” diye konuştu. Araştırmalar sadece nöropsikiyatrik hastalıklarla sınırlı olmadığını, tıp fakültelerinin her bir anabilim dalı bu alanda çalışma yapabileceğini dile getiren Prof. Dr. Konuk, “Çünkü durmaksızın yeni hibrit alanlar oluşuyor. Bu alana giren bir öğrenci sadece var olanı öğrenmekle kalmaz, belki de yepyeni kapılar açar” diye konuştu. Prof. Dr. Konuk, yalnızca 2 ml kandan elde edilen, bireylerin ilaçlara olan genetik yatkınlık profili sayesinde, devletin ilaç harcamalarının yaklaşık yüzde 80’inin önlenebileceğini de sözlerine ekledi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Haber Kaynağı : BSHA

Bu haber toplamda 95 kez okunmuştur.
Haber Detay x Reklam Alanı
Haber Detay x Reklam Alanı
PUAN DURUMU
O AV P
1 Galatasaray Galatasaray 28 66 67
2 Fenerbahçe Fenerbahçe 28 62 63
3 Trabzonspor Trabzonspor 28 55 63
4 Beşiktaş Beşiktaş 29 53 55
5 Göztepe Göztepe 28 33 46
6 Başakşehir Başakşehir 28 44 44
7 Samsunspor Samsunspor 28 32 36
8 Kocaelispor Kocaelispor 28 23 34
Tamamını Göster
15 Gençlerbirliği Gençlerbirliği 28 28 25
16 Kayserispor Kayserispor 28 21 23
17 Eyüpspor Eyüpspor 28 19 22
18 Karagümrük Karagümrük 28 26 20
O AV P
1 Erzurumspor Erzurumspor 34 77 75
2 Amed Sportif Amed Sportif 34 75 71
3 Esenler Erokspor Esenler Erokspor 34 77 67
4 Arca Çorum FK Arca Çorum FK 34 54 63
5 Bodrum FK Bodrum FK 34 69 61
6 Pendikspor Pendikspor 34 53 57
7 Keçiörengücü Keçiörengücü 34 67 53
8 Bandırmaspor Bandırmaspor 34 43 52
Tamamını Göster
17 Serik Belediyespor Serik Belediyespor 34 39 35
18 Sakaryaspor Sakaryaspor 34 43 33
19 Hatayspor Hatayspor 34 27 10
20 A.Demirspor A.Demirspor 34 19 -54
O AV P
1 Arsenal Arsenal 31 61 70
2 M.City M.City 30 60 61
3 M. United M. United 31 56 55
4 Aston Villa Aston Villa 31 42 54
5 Liverpool Liverpool 31 50 49
6 Chelsea Chelsea 31 53 48
7 Brentford Brentford 31 46 46
8 Everton Everton 31 37 46
Tamamını Göster
17 West Ham United West Ham United 32 40 32
18 Tottenham Tottenham 31 40 30
19 Burnley Burnley 31 33 20
20 Wolves Wolves 32 24 17
O AV P
1 Bayern Munih Bayern Munih 28 100 73
2 B. Dortmund B. Dortmund 28 60 64
3 RB Leipzig RB Leipzig 28 55 53
4 VfB Stuttgart VfB Stuttgart 28 56 53
5 Hoffenheim Hoffenheim 29 57 51
6 Leverkusen Leverkusen 28 58 49
7 E. Frankfurt E. Frankfurt 28 52 39
8 Freiburg Freiburg 28 41 37
Tamamını Göster
15 FC Köln FC Köln 28 40 27
16 St. Pauli St. Pauli 28 25 25
17 Wolfsburg Wolfsburg 28 38 21
18 FC Heidenheim FC Heidenheim 28 29 16
O AV P
1 Barcelona Barcelona 30 80 76
2 Real Madrid Real Madrid 31 65 70
3 Villarreal Villarreal 30 54 58
4 Atletico Madrid Atletico Madrid 30 50 57
5 Real Betis Real Betis 30 44 45
6 Celta Vigo Celta Vigo 30 44 44
7 Real Sociedad Real Sociedad 30 46 41
8 Getafe Getafe 30 27 41
Tamamını Göster
17 Sevilla Sevilla 30 37 31
18 Elche Elche 30 38 29
19 Levante Levante 30 34 26
20 Real Oviedo Real Oviedo 30 21 24
O AV P
1 Inter Inter 31 71 72
2 SSC Napoli SSC Napoli 31 47 65
3 AC Milan AC Milan 31 47 63
4 Como Como 31 53 58
5 Juventus Juventus 31 54 57
6 Roma Roma 32 45 57
7 Atalanta Atalanta 31 44 53
8 Bologna Bologna 31 40 45
Tamamını Göster
17 Cremonese Cremonese 31 26 27
18 Lecce Lecce 31 21 27
19 Verona Verona 31 22 18
20 Pisa Pisa 32 23 18
O AV P
1 PSG PSG 27 61 63
2 Lens Lens 28 54 59
3 Marsilya Marsilya 29 58 52
4 Lille Lille 28 45 50
5 AS Monaco AS Monaco 29 50 49
6 Lyon Lyon 28 41 48
7 Rennes Rennes 28 47 47
8 Strasbourg Strasbourg 28 46 43
Tamamını Göster
15 Nice Nice 28 33 27
16 Auxerre Auxerre 28 23 23
17 Nantes Nantes 27 24 18
18 Metz Metz 29 26 15
O AV P
1 PSV Eindhoven PSV Eindhoven 29 82 71
2 Feyenoord Feyenoord 29 61 54
3 NEC Nijmegen NEC Nijmegen 29 71 53
4 FC Twente FC Twente 30 51 53
5 Ajax Ajax 29 54 48
6 Alkmaar Alkmaar 29 49 45
7 SC Heerenveen SC Heerenveen 29 53 44
8 S. Rotterdam S. Rotterdam 29 35 42
Tamamını Göster
15 Telstar Telstar 29 38 27
16 Excelsior Excelsior 29 29 27
17 NAC Breda NAC Breda 29 29 24
18 Heracles Heracles 29 34 19
Reklam Alanı x Site Geneli
Reklam Alanı x Site Geneli
Uluslararası evden eve nakliyat Uluslararası nakliyat Uluslararası taşımacılık Yurt dışına ev taşıma