Yapay zeka iletişimi dönüştürüyor!
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Doç.
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özge Uğurlu, yapay zekâ ile kurulan iletişimin bireylerin sosyal becerileri, empati kapasitesi ve dikkat süreçleri üzerindeki etkilerine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
İletişimde kontrol artıyor, sabır ve müzakere zayıflayabiliyor
Doç. Dr. Özge Uğurlu, yapay zekâ ile kurulan iletişimin, günümüz iletişim pratiklerini gerek hız ve erişilebilirlik açısından gerekse ilişkisellik biçimleriyle dönüştürdüğünü ifade ederek, “Bu dönüşüm, iletişimin doğasında yer alan karşılıklılık, belirsizlik ve duygusal etkileşim gibi unsurların yeniden tanımlanmasına yol açabilmektedir. Yapay zekâ ile iletişim kuran birey, çoğunlukla kendisine uyumlanan, çelişmeyen ve anında yanıt üreten bir muhatapla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, bireyin iletişimde kontrol duygusunu artırırken, gerçek insan ilişkilerinin kaçınılmaz parçası olan bekleme, uyum sağlama, sabretme ve müzakere etme becerilerinin zayıflamasına neden olabilmektedir.” dedi.
Dinlemek yerine talep eden bir konuma geçiyoruz
Yapay zekâ araçlarının yoğun kullanımının dinleme becerileri üzerinde de dönüştürücü bir etki oluşturduğuna işaret eden Doç. Dr. Özge Uğurlu, “Etkili iletişim, yalnızca kendini doğru ifade etmeyi değil, aynı zamanda karşısındaki kişiyi doğru anlamaya yönelik aktif bir dinleme sürecini gerektirir. Oysa yapay zekâ ile kurulan iletişimde birey, çoğu zaman dinleyen değil, talep eden ve cevap bekleyen konumundadır. Sürekli hızlı geri bildirim almaya alışan bireyler, gerçek iletişim ortamlarında karşısındaki kişinin kendini ifade etme sürecine yeterli sabrı göstermekte zorlanabilir. Bu durum, iletişimin derinliğini azaltan, kesintili ve yüzeysel etkileşim biçimlerinin yaygınlaşmasına neden olabilmektedir.” ifadesinde bulundu.
Hızlı geri bildirim, dikkat süresini kısaltabiliyor
Anında yanıt veren yapay zekâ sistemlerinin, dikkat ve odaklanma süreçlerini de yeniden şekillendirdiğini kaydeden Doç. Dr. Özge Uğurlu, “Hızlı geri bildirim döngüleri, bireyleri kısa süreli dikkat kalıplarına alıştırmakta, düşünme, anlamlandırma ve karşılık üretme gibi bilişsel süreçlerin zayıflamasına yol açabilmektedir. Bu bağlamda iletişim, giderek hızlanan ancak aynı ölçüde yüzeyselleşen bir pratik haline gelme riski taşımaktadır. Oysa etkili iletişim, yalnızca hızlı yanıt üretmeyi değil, aynı zamanda anlamı derinlemesine kurmayı da gerektirmektedir.” diye konuştu.
Empati simüle edilebiliyor ama gerçek bağ kurulamıyor
Empati ve duygusal ifade açısından değerlendirildiğinde yapay zekâ ile iletişimin, paradoksal bir yapı sergilediğini de anlatan Uğurlu, “Bir yandan bireylere kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri, yargılanmadıkları bir alan sunarken diğer yandan gerçek iletişimin temelini oluşturan duygusal karşılıklılığı zayıflatabilmektedir. Yapay zekâ empatiyi simüle edebilir ancak empati karşılıklı deneyim ve bağ kurma süreçlerini içermektedir. Bu nedenle yapay zekâ ile kurulan iletişim, empatik kapasitenin gelişimini desteklemekten ziyade sınırlama riskini de beraberinde getirebilmektedir.” dedi.
Konforlu iletişim, sosyal dayanıklılığı azaltabilir
Yapay zekâ kullanımının sosyal iletişim becerileri üzerindeki en önemli risklerinden birinin, bireylerin düşük riskli ve yüksek kontrol içeren konforlu iletişim ortamlarına alışması olduğunu da dile getiren Doç. Dr. Özge Uğurlu, “Gerçek hayatta iletişim, yanlış anlaşılmalar, iletişim kazaları, duygusal gerilimler ve çatışmalar üzerinden öğrenilen bir süreçtir. Bu deneyimlerden uzaklaşmak, bireylerin iletişimsel dayanıklılıklarını zayıflatabilir ve sosyal etkileşimlerden kaçınma eğilimini artırabilir.” şeklinde konuştu.
Yapay zekâ tamamlayıcı olmalı
İletişim becerilerinin korunabilmesi için yapay zeka kullanımının dengeli olması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Özge Uğurlu, “Yapay zekâ, bilgiye erişim ve üretkenlik açısından etik yönden kabul edilebilir sınırlar içerisinde önemli bir destek sunmaktadır. Yapay zekâ, insan ilişkilerinin yerini alan bir alternatif olarak değil, tamamlayıcı bir araç olarak değerlendirilmelidir. İletişim becerilerinin sürdürülebilmesi için bireylerin yüz yüze etkileşim, aktif dinleme, empati kurma ve sabır geliştirme gibi pratikleri gündelik yaşamda tecrübe etmeleri gerekmektedir. Sonuç olarak, iletişimin insani boyutunun korunabilmesi, bu teknolojinin nasıl ve ne ölçüde kullanıldığıyla doğrudan ilişkilidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Haber Kaynağı : BEYAZ
Bu haber toplamda 10 kez okunmuştur.Yorum Ekle
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir































































































