Avukat Taşan' Adıyaman’da İcra Gerçeği: Takip Var, Tahsilat Yok'
ADIYAMAN (PERRE) - Sibel TURAN-Adıyaman Barosu Avukatı Ahmet Melih Taşan Adıyaman'da son dönemde yaşanan ekonomik sıkıntılar ve borçlanmadaki artışlara dikkat çekti.
Taşan " Ancak sahada çalışan uygulayıcılar açısından asıl dikkat çeken husus, dosya sayısından ziyade tahsilat oranlarındaki ciddi düşüştür. Bakkal defterinden icra dosyalarına kadar uzanan kayıtlarda tahsilat oranlarının düştüğü görülecektir. Örneğin geçmişte tarafımızca başlatılan her 10 icra takibinden yaklaşık yüzde 70'i tahsilatla sonuçlanırken, bugün bu oran dramatik şekilde azalmış, ancak yaklaşık yüzde 30'unda tahsilat yapılabilir hale gelmiştir. Bu durum yalnızca ekonomik daralma ile açıklanabilecek bir tablo değildir.
Bugün gelinen noktada, borç ilişkilerinde de dikkat çekici bir değişim yaşanmakta olduğunu belirten Taşan " Önceki yıllarda borç, çoğunlukla yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olarak görülürken, günümüzde bu algının zayıfladığı gözlemlenmektedir. Ekonomik zorlukların etkisiyle başlayan bu süreç, zamanla ödeme alışkanlıklarını da etkilemektedir. Kanaatimizce ekonomik daralma zamanla sosyolojik çürümeyi tetiklemeye başlamıştır. Nitekim uygulamada, avukatlar olarak birçok icra dosyasında borçlunun fiilen ödeme imkânı bulunduğu hâlde borcunu yerine getirmediğine, süreci mümkün olduğunca uzatmaya çalıştığına şahit olmaktayız. Bu bağlamda borçluların; hukuki süreci bir "zaman kazanma aracı" olarak gördüğü, borcu sürüncemede bırakmayı başarı olarak benimsediği ve ödeme yükümlülüğünü ancak zorlayıcı aşamalarda gündeme aldığı görülmektedir. Bununla birlikte, malvarlığının farklı yollarla görünmez hâle getirilmesi, resmi kayıtlar dışında tutulması ya da çeşitli yöntemlerle icra takibinin etkisiz bırakılmaya çalışılması da uygulamada karşılaşılan durumlardandır. Bu tür davranışlar, yalnızca alacaklının tahsil imkânını zayıflatmakla kalmamakta, aynı zamanda sistemin işleyişine olan güveni de sarsmaktadır dedi.
İcra ve İflas Kanunu'nun mevcut yapısı, günümüz ekonomik ve teknolojik şartlarına cevap vermekte yetersiz kalmaktadır şeklinde önemli açıklamalarda bulunan Taşan" Özellikle bankalara yazılan haciz müzekkereleri, yalnızca yazının ulaştığı an itibarıyla hesapta bulunan bakiyeyi tespit edebilmekte, sonrasında hesaba giren paralar çoğu zaman haczedilememektedir. Bu durum, alacaklıların tahsil kabiliyetini ciddi şekilde zayıflatmaktadır. Maaş hacizlerinde ise süreç oldukça yavaş işlemektedir. Bir maaş haczinin fiilen sonuç doğurması çoğu zaman bir aydan fazla sürmekte, bu süreçte borçluların işten ayrılması veya farklı yollarla sistem dışına çıkması sıkça karşılaşılan bir durum haline gelmektedir. Bununla birlikte, miras kalan taşınmazların intikal işlemleri yapılmadığı sürece hacze konu edilememesi de ayrı bir sorun teşkil etmektedir. Borçluların bu durumu bilerek intikal işlemlerini geciktirmesi, alacaklıların haklarına ulaşmasını daha da zorlaştırmaktadır. İcra İflas Kanunu ve ilgili mevzuatlarda teknolojinin ulaştığı nokta da göz önünde bulundurularak düzenleme yapılması elzemdir. İcra mekanizmalarının daha etkin çalışacağı, sürecin teknolojik geliştirmelerle kısaltılacağı ve tahsil kabiliyetinin zorlayıcı tedbirlerle artırılacağı hukuki düzenlemeler icra dosya sayısında yaşanan artışın önüne geçecektir. Aynı zamanda bu bahsettiğimiz çalışmalar toplumun borç ödeme bilincini yeniden kazanmasına yardımcı olacaktır. Bu meseleye sadece ekonomik ya da hukuki bir sorun olarak bakmak da eksik kalacaktır. Bu topraklarda borçla ilgili sayısız atasözü söylenmiş, borcun zamanında ödenmesi bir erdem, bir karakter meselesi olarak görülmüştür. Atalarımız borcun yalnızca maddi değil, aynı zamanda ahlaki bir yükümlülük olduğunu vurgulamıştır. Bugün gelinen noktada ise, bu anlayıştan kısmen uzaklaşıldığı; borcun ötelenmesinin, hatta bazı durumlarda yükümlülükten kaçınma yollarının olağanlaştırıldığı bir tabloyla karşı karşıya kalındığı görülmektedir. Oysa sağlıklı bir ekonomik düzenin temelinde yalnızca kazanç değil, aynı zamanda güven ve sorumluluk bilinci yer alır. Bu nedenle çözüm, yalnızca mevzuat değişikliklerinde değil; aynı zamanda toplumsal düzeyde yeniden güçlü bir ödeme bilincinin tesis edilmesinde yatmaktadır dedi.
Konuyla ilgili Açıklamalara dikkat çeken Taşan" Son olarak belirtmek gerekir ki, uygulamada yaşanan bu tıkanıklık, alacaklıların haklarına ulaşabilmesi için daha etkin ve farklı hukuki yolların değerlendirilmesini de beraberinde getirmektedir. Avukatlar olarak, müvekkillerimizin haklarını koruyabilmek adına yalnızca klasik icra süreçleriyle yetinmeyip, somut olayların özelliklerine göre hukukun sunduğu farklı imkânları araştırmak ve değerlendirmek durumunda kalmaktayız. Nitekim bazı durumlarda, alacağa erişimi engellemek amacıyla gerçekleştirilen muvazaalı işlemlerin yalnızca özel hukuk açısından değil, aynı zamanda ceza hukuku bakımından da sonuç doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Bu durum, mevcut sistemin tahsilat bakımından yetersiz kaldığını açıkça ortaya koymakta; alacağın tahsilinin artık sadece teknik bir takip süreci değil, aynı zamanda çok yönlü bir hukuki mücadele haline geldiğini göstermektedir şeklinde açıklamalarda bulundu.
Kaynak : PERRE
Haber Kaynağı : PERRE
Bu haber toplamda 7 kez okunmuştur.Yorum Ekle
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir































































































